Arıtma Cihazı Tavsiyeleri

 24/09/2016

 hangi su arıtma cihazıtavsiye edilen su arıtma cihazları

İnternet üzerinde yüzlerce ürün var ve bu ürünlere bakıyorsunuz hemen hemen hepsi aynı ürün gibi görünüyor herbirisi farklı şeylerden bahsetmiş ve kafanız karışıyor. Hangi ürünü alaçaksınız karar veremediniz. Sizlere yardımcı olmaktan mutluluk duyarız.

Not: Bir kere 250-300-400 TL gibi fiyatları olan ürünler %100 Çin Taiwan malıdır bu tür cihazlara kesinlikle yaklaşmayın bu tür cihazlar arıtma yapmak yerine suyu dahada kirleterek suda bakteri oluşununu hızlandırmaktadır.

1. İlk dikkat etmeniz geren suyunuzun basıncı

Öncelikle hangi ilde ikamet ettiğiniz ve bulunduğunuz bölgedeki suyun basıncı oldukça önemli çünkü seçeçeğiniz ürün su basıncına göre karar verilir. Eğer su basıncınız düşük ise pompalı (motorlu) modelleri tercih etmelisiniz. Çeşmenizi açın ve suyun akışına bakın su tazzikli akıyor ise su basınçınız iyi demektir. Binanızda hidrofor kulanıyor iseniz su basıncınız yine iyi demektir. yanlız yüksek katlarda oturuyor iseniz pompalı modeli tercih etmeniz gerekiyor.

Kısaca özetlersek; Köylerde ve kıyı kasabalarda ikamet ediyor iseniz mutlaka pompalı model organik su arıtma cihazı tercih ediniz. Şehir merkezlerinde su basıncı genelde iyi oluyor.

2. Dikkat etmeniz gereken arıtma cihazının en az 7 tı ve 8-9 aşamalardan oluşması yani su arıtma cihazında mineral yapısını bozacak size saf su üreten makinelerden kaçının 5 filtreli ters ozmoz su arıtma cihazları saf suya yakın bir değerde su arıtma yapar bu tür cihazlar mineralden yoksun ph seviseyi 7 nin altında bir su üretir bu suyu içmek risklidir. Mineralden yoksun su içmek insan sağlığı için ilerde tehlikeler oluşturmaktadır. Bilhassa bebeklerde ve çoçuklarda mineralden yoksun su içirmek çoçuk gelişimi için tehlikelidir. Seçeçeğiniz üründe mineral ve alkalin filtrelerinin bulunmasına dikkat ediniz. Mineral, Alkali, Tatlandırıcı vs. Filtrelerin USA malı olması gerekli Çin Taiwan malı filtreler suyun pH değerini yükseltmediği gibi mineralde eklemezler.

3. Servis konusu bulunduğunuz ilde servis hizmeti verebilmeli bir sorun oluştuğunda ve montaj esnasında bunlar önemlidir. yarın birgün filtre değişimlerinde yine su arıtma servis hizmetinden faydalanabilmeniz için servis ağı bulunması gerekiyor.

4. Kullanılan filtrelerin sağlık açısından önemi madein Çin-Taiwan malı ürünlerden kaçının Türkiye'deki su arıtma cihazlarının çoğunluğu taiwan malıdır aralarında çin malı olanlarda vardır. Kullanılan membran filtrenin Dow Filmtec olmasına özen gösteriniz dow filmtec USA malı filtre olup sahteside bulunmaz şu anda Türkiye'de Filmtec membran sınıfının en iyi markası olup tüm kalite belgeleri bulunmaktadır. Bazıları ürünlerinin amerikan malı olduğunu idda eder ve üzerinde from usa technology yazar bunlar usa malı değil usa teknelojisi kullanılmıştır yazar membran filtre üzerinde direk Made in USA ibaresi bulunması gerekiyor.

5. Ürün fiyatının makul değerlerde olması gerekiyor 2000 TL ve üzeri satılan su arıtma cihazının 700-1000 tl ye satılan su arıtma cihazı ile hiç bir farkı yoktur. pahalı satılmasının sebebi kaliteyi öne sürmek ve pazarlama taktiğidir. Aynı zamanda tanıtım usulü ile satılan su arıtma cihazları genelde pahalı olur aracısı fazla olduğu için size en az 5. elden son kullanıcıya teslim edilir ve aracı insanlar her biri ayrı bir kar koyarak ürün fiyatı yükselmektedir.

6. Aynı filtre yapısına ve sayısına sahip başka bir marka su arıtma cihazı diğer marka su arıtmayı aşalıyor ise bu dürüst satıcı değildir. aldığınız ürünü dürüst satıcılardan alınız sonrasında servis hizmeti önemlidir. bugün satayım yarın başının çaresine bak gibi durumlara gelip tekrardan su arıtma cihazı arayışına girmeyiniz.

 19/10/2016

 Şekerli su mide

Şekerli su mide ağrılarına iyi gelir mi şeklinde çok fazla soru soruluyor ve bizler de bu soruların yanıtlarını sizinle paylaşmak adına birtakım araştırmalar yapmaya devam ediyoruz. Şeker tek başına faydalı olmayabilir ve hatta aşırı tüketimi insan vücudu için büyük zararlara da neden olabiliyor ancak şekerli su, özellikle mide ağrılarına büyük ölçüde fayda sağlıyor ve kısa sürede bu ağrılardan kurtulmanıza da yardımcı oluyor.

Şekerli Suyun Mideye Faydaları:

Şekerli su mide ağrılarına kesinlikle iyi geliyor ve hatta uzmanların görüşleri de bu yönde… Şekerin hücre ve doku yenilenmesinde pay sahibi olması ve su ile birleştiği anda mide ağrılarına olumlu yönde etki ettiği uzmanlar tarafından araştırılmış ve belirlenmiş durumda. Aşırı tüketimi elbette tavsiye edilmiyor ancak anlık müdahaleler ile birlikte sizler de bu ağrılardan en kısa sürede kurtulabilirsiniz. Her zaman söylediğimiz gibi sağlıklı su ile birlikte çok sayıda hastalığa engel olabiliyorsunuz ancak ne yazık ki içme sularımız bu konuda fazlasıyla güvenilir değil! Su arıtma cihazları ile birlikte sizler de hazırlayacağınız şekerli sularınızı daha etkili ve daha sağlıklı hale getirebilirsiniz. Bunun için yapmanız gereken tek şey kaliteli bir su arıtma cihazına sahip olmak olacaktır. Piyasada çok fazla marka var, bu yüzden tercihlerinizi yapmak çok da kolay olmayacaktır.

Royal Green İlk Sırada…

Şekerli su mide ağrılarına fayda ediyor mu sorusuna yanıt verdikten sonra hazırlayacağımız sağlıklı su için su arıtma cihazı tavsiyesinde de bulunalım istiyoruz. Royal Green bu anlamda ilk sıradaki yerini alıyor ve çok sayıda insanın tavsiye ve tercih ettiği markalardan biri olarak karşımıza çıkıyor. Marka, an itibarıyla en popüler marka olarak listelerde yerini almış durumda ve kullanıcı yorumlarına da göz atarsanız bunu daha net bir şekilde görebiliyorsunuz. Beklentilerinize en iyi şekilde yanıt verecek olan bu markanın ürünleri sayesinde sizler de kendi sularınızı elde edebileceksiniz. Su arıtma cihazları kesinlikle kullanılması gereken ürünlerden bir tanesidir ve sizler de bu ürünler ile birlikte daha sağlıklı sulara kısa sürede ulaşabiliyorsunuz.

 07/05/2017

 suyun insan yaşamındaki önemi

İnsan vücudu büyük oranda sudan oluşmaktadır. Vücudumuzdaki su oranı yaşam sürecimiz boyunca değişim göstermektedir. Yeni doğan bir bebekte vücut ağırlığının %75’i sudan oluşmakta iken bu oran çocuklarda %70, yetişkinlerde %60 ve yaşlılarda %50 şeklindedir. Yetişkin bir insan, bir kısmı yiyeceklerden karşılanmak üzere günde 2-3 litre suya ihtiyaç duyar.

 Suyun insan vücudunda çok önemli işlevleri vardır. Bu işlevleri şöyle sıralayabiliriz:

• Su biyolojik bir çözücüdür ve bu çözücü rolüyle vitaminlerin ve minerallerin hem vücutta taşınmasını, hem de çözülmesini sağlar.

• Su vücut sıcaklığının düzenlenmesinde çok önemli bir rol oynar.

• Derinin nemlenmesinde, toksinlerin atılmasında ve vücudun temizlenmesinde temel bir görev üstlenir.

• Böbreklerin çalışmasını kolaylaştırır.

• Kayganlaştırıcı bir madde olması nedeniyle birçok organın gerektiği gibi çalışmasını sağlar.

• Su, kasların dengesini sağlayarak kasılma anındaki doğal fonksiyonlarını düzenlemeye yardımcı olur

. • Vücudun zararlı maddelerden arınmasını sağlar.

• Sindirimi kolaylaştırarak yemek sonrası şikâyetleri azaltır ve besinlerden maksimum yararlanmamızı sağlar.

• Oksijen olmadan hiçbir madde yanamaz, vücutta da besinlerin yakılması buna bağlıdır, suyu yeterli tüketen kişilerde kandaki oksijen dokulara yeteri kadar sağlıklı bir şekilde taşınabilir dolayısıyla yağ yakılımını hızlandırır.

• Hücrelere oksijen ve besin öğelerinin taşınmasını, ayrıca atık ürünlerin taşınarak böbreklerden atılmasını sağlar.

• Ağız, göz ve burun gibi vücut dokularının nem dengesini korur.

• Bağışıklık sisteminin verimli çalışabilmesini sağlar.

• Dışarıdan yeteri kadar su alınmadığında hücreler suyu bünyelerinde tutarak ödem oluşturur. Bu nedenle vücutta oluşabilecek ödemin önlenmesinde önemli rolü vardır.

Herkesin Su İhtiyacı Farklıdır

 İnsan vücudunun su içeriği yaş, cinsiyet, boy uzunluğu, vücut ağırlığı ve fiziksel aktiviteye göre değişir. Çocukların vücudunun su oranı yüksektir ve yaş ilerledikçe suyun yerini yağ dokusu almaya başlar. Dolayısıyla yaş ilerledikçe suyu daha çok tüketmek gerekir.

Sporcuların Su İhtiyacı

Sporcuların vücuttaki su oranı standart kişilerden yüzde 5 daha yüksek seviyededir. Kaslarının %70'i sudur. Hareket için gerekli olan enerjinin oluşumu, suyun bu denli yoğun olduğu bir ortamda gerçekleşir. Yapılan egzersize bağlı olarak su içimi artırılmalıdır. Vücutta egzersiz sırasında kaybedilen suyun yerine konulması ve tekrar vücut su dengesinin sağlanması için yeterli su tüketimi şarttır. Su tüketimi egzersiz sonrasında olabileceği gibi, vücudu su kaybına hazırlamak adına egzersiz öncesinde hatta egzersiz esnasında da (15'er dakikalık aralıklarla yudum yudum su içilmesi şeklinde) olabilir. Susamak, vücudumuzdaki sıvı miktarının azaldığına işaret eder. Susama hissi oluşmadan su içmeye özen göstermek gerekir. Aksi halde geri dönüşü zor problemler oluşabilir. Bu problemlerin arasında kasların tam verimle çalışamaması yer almaktadır.

Spor Yaparken Sıvı Tüketimi

Egzersiz sırasında sıvı dengesini koruyan sporcuların, optimal egzersiz performansına ulaştığı ve ilerleyen dehidrasyonun (vücuttaki sıvı miktarının azalması) performansı olumsuz yönde etkilediği bilinmektedir. Ayrıca sporcular için dehidrasyon, yaşamı tehdit eden sıcak bitkinliği ve sıcak çarpması risklerini de arttırmaktadır. Sporcularda % 2-3’lük sıvı kayıplarında (aerobik kapasite % 10-20 azalır) performans etkilenir, % 4-5 kayıp performansı % 20-30 oranında azaltabilmektedir. Terle birlikte en çok kaybedilen mineraller olan sodyum ve potasyumdur. Kayıplar ortamın sıcaklığına, hidrasyona, egzersiz yoğunluğuna ve süresine göre değişkenlik gösterir. Sporcular egzersize vücutlarında yeterli miktardaki sıvı ile başlamalıdır.

Egzersizden 2-3 saat önce 400-600 ml sıvı tüketimi önerilirken, bu uygulama egzersiz öncesi optimal sıvı dengesini sağladığı gibi fazla sıvının idrarla atımı için de sporcuya gerekli süreyi tanımaktadır. Sporcu içecekleri sporcuya egzersiz sırasında az miktarda karbonhidrat ve terle kaybettiği mineralleri de sağladığı için önerilmektedir. 1 saat veya daha fazla süren müsabakalarda ve antrenmanlarda sporcu içeceklerinin kullanılması uygundur. Egzersiz sırasında kullanılan sporcu içeceklerinin % 4-8 oranda karbonhidrat içermesi önerilmektedir.

07/05/2017

 sudaki mineral çeşitleri ve önemi


Sumolekülü 2 hidrojen ve bir oksijen molekülünden oluşmaktadır. Su Canlılığın vazgeçilmez maddesidir. Vücudumuzun büyük bir bölümünü oluşturur. Hatta Beyin gibi bazı organlarımızda bu %80-90’ a kadar bile çıkabilir. Yaşam kaynağı olan suyun içerisinde hayati önemi bulunan birçok mineral bulunur. Özellikle sodyum, potasyum, kalsiyum, magnezyum ve fosfat gibi vücudumuz için hayati önemi olan mineraller suda doğal olarak bulunmaktadır.

Sudaki kalsiyum: Kasların kasılıp gevşemesinde, kemik ve iskelet sağlığında, dişlerin oluşumunda önemli rol oynar. Kalsiyum ihtiyacı karşılanmazsa kemiklerde depolanmış kalsiyum kullanılmaya başlar ki bu durum zamanla kemik dokusunun zayıflamasına neden olur. Bu durum uzun süre devam ederse osteoporoz da denilen kemik erimesi riski artar. Kalsiyum tüm kasların kasılmasında rol oynayan kilit bir mineraldir. Kalsiyum eksikliğinde kas seğirmeleri, kasılma sorununa bağlı hareket güçlüğü gibi sorunlar görülebilir.

Sudaki magnezyum: Vücudun yaşam için enerji üretmesi gerekir. Bunun için metabolizmanın birçok kimyasal olayı gerçekleştirebilmesi gerekmektedir. Bu olayların tümünde magnezyumun kilit rolü bulunur. Kısaca magnezyum olmadan vücutta enerji üretimi mümkün değildir. Magnezyum, birçok enzimin yapısında bulunarak enerji üretimi, sindirim ve emilim gibi hayati olaylarda görev alır. Kalsiyum nasıl kas kasılmasında görevli ise magnezyum da kasların gevşemesinden sorumludur. Günlük hareketlerimiz kaslarımızın düzenli kasılıp gevşemesi ile mümkündür.

Sudaki potasyum: Potasyum, vücuttaki sodyum ile işbirliği yaparak vücudun su ve elektrolit dengesini sağlar. Kalp ritminin düzenlenmesini sağlayarak hayati bir rol üstlenir. Ayrıca potasyum tansiyonun dengelenmesinde hatta yüksek olan tansiyonun düşürülmesinde etkilidir. Aktivite sonrası kasların toparlanması, kasılıp gevşemelerin ritminin düzenlenmesi yine potasyum yardımıyla gerçekleşir.

Sudaki florür: Kemik ve diş sağlığında faydalı etkilere sahiptir. Ancak suda yüksek oranda bulunması istenmez. Yüksek florlu sular (Litrede 1 miligram'dan fazlası yüksek florlu sudur) florizis hastalığına sebep olabilir.

Sudaki sodyum: Vücuttaki su ve elektrolit dengesinin sağlanmasında görevli en önemli mineraldir. Hücrelerden kana ya da kandan hücrelere madde geçişi sodyum sayesinde düzenlenmektedir. Özellikle yaz aylarında terleme ile vücuttan sodyum kaybı olmaktadır. Çok fazla sodyum atılırsa tansiyon düşüklüğü ve buna bağlı bayılmalar, halsizlik, yorgunluk gibi belirtiler görülebilir. Sodyum başta tuz olmak üzere hemen her besinde bulunur. Fazla sodyum alımı da; ödeme, tansiyonun yükselmesine ve böbreklerde fonksiyon bozukluğuna yol açabilir. Günlük 2-3 gram sodyum ihtiyacımız vardır. Su, çok az miktardaki sodyum içeriğiyle sodyum alımına çok fazla bir katkı yapmamakta ancak su ve elektrolit dengesinin sağlanmasında önemli rol oynamaktadır.

Mineral nedir

Mineraller, doğal olarak yer katmanlarında bulunan, canlıların üretmediği artı değerli metaller ve eksi değerli anyonların oluşturduğu metal üretmek için hammadde olarak kullanılan kimyasal bileşiklerdir. Örneğin kireç taşı, mermer, granit gibi maddeler minerallerden oluşur ya da demir demir minerallerinden, bakır bakır minerallerinden elde edilir. Demir minerali içinde demirden başka elementler de içerir, mineraller için metallerin doğada bulunan hammaddeleridir diyebiliriz.

Mineraller insan yaşamı için çok önemlidir. İnsanın kemik ve kan hücrelerinde kalsiyum ve demir bulunur. Aynı şekilde sinir hücrelerinin çalışması, kasların gerilip gevşemesi gibi canlılık olaylarında minerallerden gelen metaller büyük rol oynar. Vücudumuzdaki enzim ve vitaminlerin çalışması içinde mineral kökenli maddelere ihtiyaç vardır.

 07/05/2017

 suyun klorlanması ve dezenfeksiyonu

Suyun klorlanması, suyun dezenfeksiyon işlemlerinden bir tanesidir. Su sisteme verildikten sonra mikroorganizmalarla kontamine olabilir. Bunu engellemek için arıtma tesislerinde filtreden geçtikten sonra su sisteme girdikten sonra bulaşabilecek mikroorganizmaların üremelerinin önüne geçilir.

Dağıtım sistemi içinde depolarda bulunan suyun klorlanması belli aralıklarla yapılarak dezenfeksiyona devam edilir. Klorun bakteriler üzerinde bakterisit etkisi vardır. Bunu da glikoz oksidasyonunu engelleyerek ve enzim aktivasyonunu azaltarak gerçekleştirir. Klor, basit anlatımıyla suda çözündüğünde hipoklorik ve hidroklorik asit ortaya çıkar. Hipoklorik asit ( HOCl) ve hipoklorit iyonlarının yoğunluğu serbest klor olarak tanımlanır. Ortam pH değerinin ayarlanması ile elde edilen HOCl ve klorun amonyak ile birleşmesinden oluşan türevleri çok güçlü bakterisit etkiye sahiptirler ve bu şekilde 1900 un başından beri dezenfektan olarak kullanılmaktadır.

Dezenfeksiyon Metodu olarak Suyun Klorlanmasının Avantajları

Klorlama işlemi geniş bir mikroorganizma çeşidi üzerinde etkilidir. Rezidüel dezenfeksiyon (ikincil dezenfeksiyon) yaparak süreklilik sağlar. Tat, koku ve kimyasal anlamda kontrol sağlar. Sudan kaynaklanan hastalıklar ile suyun klorlanması işlemi ve diğer dezenfektant maliyetleri kıyaslandığında klorlamanın ekonomik katkısı tartışmasız daha fazladır. Yüzme havuzlarında ve depolarda da kullanılarak çok yönlü kullanım alanının olması klorlamayı diğer yöntemlere göre avantajlı kılmaktadır.

Şebeke Suyunun Klorlanması

Ülkemizde içme suyunun standartlarını Sağlık Bakanlığı belirlemekte ve yerel yönetimler de dezenfeksiyon işlemlerini yürütmektedirler. Dünyada ishal vakalarının çok önemli bir bölümü sudaki mikroorganizmalardan ve ölüme varacak kadar ciddi sonuçlar yaşanmaktadır. Şebekelerdeki suyun klorlanması işleminde sınırlar yasalar ile belirlenmiş olup, yönetmelik gereği şebekenin uç noktalarında rezidüel klor miktarı 0.5 ppm olarak tayin edilmiştir.

İçme-kullanma suyu temini basitçe şu aşamalardan oluşur:

Suyun içindeki partiküller bir araya getirilir,

Bir araya gelen partiküller sedimantasyon ile dibe çöker,

Filtreleme yapılarak dibe çökmeyen diğer parçacıklar da elenir,

Katı maddeler atıldıktan sonra mikroorganizmaları yok etmek için klorlama ile dezenfeksiyon yapılır.

Biyolojik arıtma yapılıyorsa, biyolojik arıtmadan sonra klorlama yapılması uygundur. Şebekede tam ve sürekli kontrol sağlanamıyor ve bütünlük yoksa suyun klorlanmasının hayati derecede önemi vardır.

Yüzme Havuzundaki Suyun Klorlanması

Küçük havuzlara el ile klor tatbiki rahatlıkla yapılırken büyük havuzlarda bir klorlama sistemi kurulmalıdır. Kişisel havuzlarda 0.4 - 0.6 ppm, umuma açık havuzlara en çok 1.5 ppm klor kalacak şekilde suyun klorlanması sağlanmalıdır. Uzun süre aktivitesini koruduğu için tablet klor tercih edilmelidir.

Kuyulardaki Suyun Klorlanması

Kullanım öncesinde kuyular %35 oranında klor içeren, klor kaymağı olarak adlandırılan, sodyum hipoklorit ile 24 saat boyunca dezenfekte edilir. Sonrasında kuyu suyundaki klor seviyesini 1mg/l ye düşürmek amacıyla kuyudaki su tahliye edilir. Sudaki klor miktarı ayarlandıktan sonra ya kuyu çıkışına klor cihazı ya da kuyunun içine klor koyarak düzenli bir şekilde kuyudaki suyun klorlanması sağlanır.

Depolardaki Suyun Klorlanması

Su sirkülasyonu sürekli olan depolarda su çıkışında gün içinde klor miktarı tayin edilir ve ona göre klorlama yapılır. Böyle depolardaki suyun klorlanması basit bir klorma düzeneği veya klorlama cihazı ile gerçekleştirilir.

Sağlığınızı riske atmayın. Royal Green su arıtma cihazı ile klorlu şebeke sularını içmenize gerek yok. Royal Green üstün filtreleri sayesinde suyu en saf hale getirmiştir. Saf su ağır olduğundan yumuşatma filtresi sayesinde yumuşatılmış mineral ve tatlandırıcı filtreleri ile en kaliteli şekilde çeşmelerimize ulaşmıştır. 

 07/05/2017

 sağlıklı su ve ph

pH potansiyelinin hidrojen demek olduğunu belirten Bradley; pH’ın bir sıvının asidik veya bazlığını gösteren bir ölçüsü olduğunu açıkladı. pH değeri 0-14 arası bir rakamla belirtilir pH dengesi yediden az olarak asidik yüksek olanlar ise alkali su olarak bilinmektedir.

Suda pH’ın önemi var mı?

Suyun pH derecesi suyla karışmış hidrojen miktarını gösterir. Topraktaki suyun pH değeri 6 ile 8.5 arasında değişir. Düşük pH’lı su asidik, aşındırıcı olabilir.

pH değeri kaç olan suyu tercih etmeliyiz?

pH derecesi suyun çıktığı kaynağa göre değişir. Bir su ne kadar bazikse kimyasını değiştirebilecek asidik etkilere o kadar dirençli demektir. Vücut için yararlı olan bazik su içmektir. İnsan vücudu sürekli olarak pH dengesini sağlamaya çalışır. Vücudumuzun bu çabasına kulak verelim ve yüksek pH derecesine sahip çıkalım.

pH değerine dikkat etmek bir zorunluluk mu?

Vücudu alkalen hale getirdiğimiz zaman daha doğru çalışır ve besinleri daha iyi kullanabilir. Stres, aşırı egzersiz enfeksiyon ve hastalıklar vücutta asidik bir ortama yol açarlar. Vücutta tüm metabolik işlemler dengeli bir pH’a bağlıdır. Vücut kanın pH’ını sürekli 7.35-7.45 aralığında tutmaya çalışır. Aynen vücut sıcaklığını 36,5 – 37 derecede tutmaya çalışması gibi. Sağlıklı bir vücut asidik olmamalıdır. Doğru pH seviyesinde kalmalıdır. Vücuttaki her işlem, kan pH’ının belli bir seviyede kalmasıyla doğru işler. Doğru pH seviyesi sağlanamadığında hücrelerin gerekli besinleri alması, bunların enerjiye çevirmesini zorlaşır.

Sonuç: Hücreler zayıflar, doku zayıflar, organ zayıflar. Hastalıklara davetiye çıkartılmış olur. Kısaca pH değerine dikkat etmek sağlığımı için zorunludur.

Susamayı beklemeden su için

 Çoğumuzun aklına su içmek ancak ağzımız iyice kuruyunca geliyor. Oysa; mekanizma mükemmel değil. Susuzluk hissi, organizma suyunun %1’ini kaybettiğinde ortaya çıkıyor. Yani; 70 kilogramlık bir insan 700 gram su kaybedince! Bu sırada vücudumuz çoktan alarma geçmiş oluyor; böbreklerimiz su tutmaya başlıyor. Su içmek için susamayı beklemeyin!

Ne kadar su içmeliyim?

WHO’nun Dünya Sağlık Örgütü önerisine kulak verelim; Günlük su ihtiyacımız İçeceklerden 1,5 Litre Yiyeceklerden 1 Litre Toplam 2,5 Litre Bu da günde 8 bardak su demektir. Yani, her 2 saatte 1 bardak! 30 derecenin üzerindeki hava sıcaklıklarında, hareket de artmışsa ihtiyaç günde 4-5 litreye kadar artabiliyor.

Ters Ozmoz (Reverse Ozmozis-RO) Ters Ozmoz Yöntemi, içme suyu elde etmek için kullanılan en gelişmiş ve en yaygın teknolojidir. İlk olarak NASA tarafından, uzay kapsülünde kısıtlı alanda, atık sudan içme suyu elde etmek için geliştirilmiştir. Daha sonra, gelişen teknolojiyle birlikte, evlerde kullanılmak üzere yaygınlaştırılmıştır. Katkı maddesi gerektirmeyen bir fiziksel arıtımdır.

Basınçlı su, gözenekleri milimetrenin milyonda birinden daha küçük olan membran filtreden geçirilerek, ayrıştırılır. “Membran Filtre Modülü”nün; bir girişi, iki çıkışı bulunur. Basınç sayesinde membran gözeneklerinden geçebilen su arıtılmış su çıkışından, geçemeyen karışımlı su ise atık su çıkışından atılır. Bu işlem sırasında suda bulunan çözünmüş maddelerin %90’ından fazlası, mikroorganizmalar ve zararlı maddelerin tamamı, atık su ile dışarı atılarak, sağlıklı mineral yapısıyla suyun özü elde edilir.

“Membran Filtre” 3 kat ‘kompozit polyamid’ kumaştan oluşan, yarı geçirgen bir zardır. Bilinen en küçük virüs, membran gözeneğinden 20 kat daha büyüktür ve asla geçemez. “Ters Ozmoz” teknolojisine sahip her arıtma sistemi aynı kalitede içme suyu üretemez. Sistemde kullanılan filtre malzemeleri, arıtılan suyun kalitesini doğruda.

En sağlıklı su hangisi?
Bir su paketlenip  satışa sunuluyorsa, veya şehir şebeke sistemine veriliyorsa sağlıklı olmak zorunda. En sağlıklı ve güvenilir su ise ister şehir şebeke suyu olsun, isterse şişelenmiş su olsun Dünya sağlık Örgütü 'İçme Suyu Rehberi' ile uyumlu olan sudur. Uluslararası kıstas ve standartlar bu rehberde yer alır ve ülkemizdeki yasal düzenleme ve yönetmeliklerde de geçerlidir. Şişelenmiş sularda en ideal malzeme camdır. Ama polikarbon ve PET ambalajlar kullanım ve taşıma kolaylığı sağlar. İçme suyunu da evimizde musluktan ya da damacanadan cam şişeye boşaltarak muhafaza etmeli ve kullanmalıyız. 
 


Latifoğlu Su Arıtma Sistemleri © 2017 - Tüm Hakları Saklıdır.
Altyapı: OpenCart - Geliştirici: Opencart-TR